Platin Hukuk

Uluslararası Ticari Sözleşmeler

  • Anasayfa > Hizmetlerimiz
Platin Hukuk Uluslararası Ticari Sözleşmeler

Uluslararası Ticari Sözleşmeler

SÖZLEŞMENİN HAZIRLANMASI AŞAMASINDA DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN HUSUSLAR

1-Tarafların ehliyeti

Hukuki sonuç doğurma kabiliyeti bulunan geçerli ve tarafları bağlayıcı nitelikte bir sözleşme akdedebilmek için dikkat edilmesi gereken hususlardan en önemlisi, tarafların sözleşme akdetmeye ehil olup olmadıklarıdır.

Tarafların sözleşmenin akdedilmesinden evvel müzakere aşamasında karşılıklı olarak imza sirkülerini veya yetki belgesini talep ederek incelemeleri, ileride sözleşmenin geçersizliği yaptırımı ile karşı karşıya kalmamaları adına büyük önem arz etmektedir. Bu cümleden olmak üzere sözleşmeyi imzalayacak tarafların temsil ve ilzama yetkili olmaları en önemli şarttır. Uygulamada genellikle e-posta yoluyla görüşmeler yapılmakta, anlaşmalar sağlanmakta ve siparişler teati edilmektedir. Bu durum ileride bir uyuşmazlık halinde şirketi temsil ve ilzama yetkisi bulunmayan kişiler tarafından sözleşme yapıldığı gerekçesiyle uyuşmazlık konusu olabilecek hususlardandır.

Türk hukukunda tarafların hak ve fiil ehliyeti, gerçek kişiler yönünden ilgili kişinin vatandaşlık hukukuna göre belirlenmektedir. Ancak vatandaşlık hukukuna göre ehliyetsiz olan yabancı şahısların Türk Hukuku’na göre ehliyet sahibi olması halinde, ilgili şahsın Türkiye’de yapmış olduğu işlemlerde ehil olduğu kabul edilmektedir. Türk Hukukunda tüzel kişilerin hak ve fiil ehliyeti ise, şirket ana sözleşmesinde yer alan merkez hukukuna tabi kılınmıştır. Ancak tüzel kişinin ana sözleşmesinde yer alan idare merkezi yabancı ülkede olmasına rağmen fiili idare merkezinin Türkiye’de bulunması halinde, tüzel kişinin hak ve fiil ehliyeti Türk Hukuku’na tabi kılınmıştır.

Sözleşme taraflarının yahut taraflardan birinin Devlet veya Devlet teşekkülü olduğu hallerde, hazırlık aşamasında ehliyet ana başlığı altında dikkat edilmesi gereken ve temsil ve ilzam yetkisi kadar önem arz eden diğer husus tarafların aktif ve pasif dava ehliyetidir. İleride sözleşmeden doğan  uyuşmazlık nedeniyle bir dava ikame edildiğinde karşı tarafın kendi hukukuna göre sahip olduğu yargı muafiyeti itirazı ile karşı karşıya kalmamak adına sözleşmeye, tarafların aktif ve pasif dava ehliyetine sahip olduğu, yahut yargı muafiyeti itirazından feragat edildiği şeklinde hükümler konması sözleşmeden kaynaklı bir uyuşmazlıkta yargı makamları nezdinde uyuşmazlığın çözümü için göz ardı edilmemesi gereken bir diğer önemli husustur.

2- Sözleşme çerçevesi

Uluslararası ticari akitlerin hazırlanmasında sözleşme serbestisi ilkesi uyarınca her ne kadar sözleşmelerin yazılı şekilde düzenlenmesi kuralı bulunmamakta ise de, ileride sözleşmeden doğabilecek ihtilafları en aza indirmek hususunda sözleşmelerin yazılı şekilde düzenlenmesi gerekliliği bulunmaktadır.

Yazılı şekilde düzenlenen sözleşmenin ayrıntılı şekilde düzenlenmemesi nedeniyle ortaya çıkan sözleşme boşlukları çoğu zaman sözleşmenin tarafları için büyük bir belirsizliğe yol açmakta ve taraflar arasındaki ticari ilişkinin bozulmasına, ihtilafların çözümü için müracaat edilen hayli masraflı olan yargı süreçlerinin uzamasına sebebiyet vermektedir. Sözleşmesel boşlukların doldurulmasında tarafların belirlediği hukuk sistemine başvurulmakta ya da ihtilafın halli için Kanunlar İhtilafı Kuralları devreye girmektedir.

Sözleşmesel boşluklardan doğan belirsizliklere sebebiyet vermemek için sözleşmenin özellikle sözleşme konusu malın özellikleri, ödeme şekli ve tarihi, sorumluluk ve riziko dağılımı gibi esas unsurların olabildiğince detaylı şekilde düzenlenmesi gerekmektedir.

Bir örnekle ifade etmek gerekirse, ticari sözleşmeye konu malın konusunu bir konfeksiyon ürünün oluşturması halinde, ürünün maddesi, fiyatı, adedi, bedeni, teslimat yeri, ödeme şekli, sorumluluk ve risk dağılımı, taşıma-nakliye-yükleme-boşaltma masrafları, gümrük işleri ve masrafları, vergisel masraflar gibi hususların açık şekilde düzenlenmesi gerekmektedir. Bu noktada ifade etmek gerekir ki, sözleşme konusu mal miktarının kesin rakamlarla ifade edilmesi de taraflar arasında uyuşmazlıklara yol açmaktadır. Örneğin sözleşmede tam 5000 adet ürünün teslim edileceği kararlaştırılmış ise, satıcı tarafından 4999 adet yahut 5001 adet ürün teslimi, ifanın sözleşmeye uygun şekilde yapılıp yapılmadığı hususunda taraflar arasında bir ihtilafa sebebiyet vermektedir. Bu tür uyuşmazlıkların önüne geçmek için sözleşmeye opsiyonel hükümler koymakta fayda bulunmaktadır. Örneğin “Sözleşmede 5000 adet ürün teslimi kararlaştırılmış ise de, max 10 adet ürünün eksik yahut fazla teslimi halinde de teslim gerçekleşmiş sayılacaktır.” gibi.

Ayrıca ifade etmek gerekir ki, çoğu zaman ödeme aracı olarak akreditif yöntemini kullanan taraflar akreditif metni ile yetinerek ayrıca bir sözleşme yapma ihtiyacı duymazlar. Ancak akreditif salt bir ödeme yöntemi olup, ödeme dışında sözleşme boşluklarının doldurulmasında akreditif metninden faydalanmak mümkün değildir. Bu nedenle akreditif metninin hiçbir şekilde ana sözleşme yerine geçmeyeceği bilinciyle hareket ederek, akreditif metni dışında ana sözleşme hazırlanması ve hatta akreditif ile ana sözleşme arasındaki çelişkileri de önlemek için akreditif metninin ana sözleşmeye aktarılması veya ana sözleşmeye ek yapılması tavsiye edilmektedir.

3-Uygulanacak Hukuk Seçimi

Tarafların sözleşmeyi hazırlarken esas aldıkları hukuk sistemi ile sözleşmede belirledikleri uygulanacak hukuk sisteminin yeknesaklık taşıması gerekir. Aksi halde sözleşmeden doğan bir uyuşmazlıkta sözleşme hazırlanırken esas alınan hukuk sistemi ile uygulanacak hukuk sisteminin çelişki arz etmesi halinde bazı sözleşme hükümleri geçersizlik yaptırımı ile karşı karşıya kalabilir.

4-Geçerlilik

Uluslararası ticari akitlerde kural olarak sözleşme herhangi bir şekil şartına tabi değildir. Ancak hukuk sistemlerinde işlem güvenliği adına bir makamın onayı, düzenlemesi veya tescil gibi şekil şartları öngörülmüş olabilir.

Örneğin Türk Hukukunda Know How, franchise gibi anlaşmaların geçerliliği anlaşmanın Hazine Müsteşarlığı Yabancı Sermaye  Genel Müdürlüğü’ne tescil ettirilmesine bağlıdır.

Ticari sözleşmeler şekil şartı bakımından yapıldığı ülkenin veya sözleşmeye uygulanacak hukuk sisteminin kurallarına tabi kılınmıştır.

5-Gözetim

Sözleşmenin hazırlanması aşamasında sözleşme konusu ürünün yine sözleşmede kararlaştırılan özelliklere (miktar, kalite, vb.) uygun olarak teslim edilip edilmediği hususunda tarafsız, bağımsız ve güvenilir bir gözetim şirketi tarafından rapor alınacağının sözleşmeye hüküm olarak eklenmesi halinde, bu durum ileride ifanın sözleşmeye uygun olup olmadığı hususunda ortaya çıkması muhtemel uyuşmazlıkların önüne geçecektir.

6-Fikri ve Sınai Haklar

Distribütörlük, franchising gibi ticari sözleşmelerde işbu sözleşmelerin ifası hususunda düzenlenen yetki belgelerinin fikri ve sınai hakların da alıcıya devredildiği anlamına gelip gelmediği hususunda sözleşmede açıklık bulunmaması halinde bu durum taraflar arasında uyuşmazlıklara yol açabilmektedir. Bunun önüne geçmek amacıyla sözleşmeye derç edilecek özel hükümlerle yetki belgesinin fikri ve sınai hakların da devrini kapsayıp kapsamadığı hususu açıklığa kavuşturulmalıdır.

7-Mücbir Sebep ve Beklenmeyen Hal(Hard Ship Klozu)

Uluslararası ticari sözleşmeler yürürlüğe girdikten sonra tarafların iradesi dışında meydana gelen bir takım haller sözleşmenin ifasını imkansız hale getirebilir yahut taraflar arasındaki menfaat dengesini bozabilir. Örneğin savaşlar, salgın hastalıklar, isyan ve ayaklanmalar, grevler, sel felaketleri ve yangınlar, depremler sözleşmenin ifa kabiliyetini ortadan kaldırabilir. Taraflar bu gibi hallere mücbir sebep ve beklenmeyen hal olarak sözleşmelerinde yer vererek mücbir sebep veya beklenmedik hal sayılabilecek olayları sınırlandırabilmektedirler. Sözleşmede yer alan bu klozlarla taraflar mücbir sebep halinde sözleşmenin bu durumdan ne şekilde etkileneceğini de ayrıca kararlaştırabilirler. Mücbir Sözleşmelerde hard ship klozu bulunmadığı hallerde ihtilaf durumunda mahkemeler bu kloz sözleşmede varmışçasına sözleşmeye müdahale etmekte ise de, tahkim şartı bulunan uluslararası ticari sözleşmelerde; hakemler hard ship klozunun bulunmamasını tarafların unutkanlığı olarak değil bir tercih olarak görmekte ve tarafların bu riske katlanması gerektiğini değerlendirmektedir.

8-Yargı Merci Tayini

Ticari sözleşmelerden doğan uyuşmazlıklarda başvurulacak yargı merci de sözleşmede kararlaştırılması gereken hususlardandır. Yetkili merciin tayininde yargı makamınca verilecek kararın tanıma-tenfizi ile uğraşarak vakit kaybetmemek ve masraf miktarını artırmamak adına tarafların malvarlığının bulunduğu ülke dikkate alınmalıdır.

  • **Prof. Dr. Cemal Şanlı Uluslararası Ticari Akitlerin Hazırlanması ve Uyuşmazlıkların Çözümü Üçüncü Bası
X

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında bilgilendirme için tıklayınız.

Platin Hukuk

About Us

We must explain to you how all seds this mistakens idea off denouncing pleasures and praising pain was born and I will give you a completed accounts off the system and

Get Consultation

Contact Us